Eyl
27

Oyuncağın Önemi ve Tarihçesi

Kategori Hobilerimiz | Yorum Yaz

Oyuncağın Önemi ve Tarihçesi
Oyun, çocuk kültürünün en önemli alanı, oyuncak ise bu kültürün en önemli aracıdır. Çocuk, doğumdan yetişkinliğe nesneleri, sesleri, hareketleri, kendi fiziksel özelliklerine uygun büyüklükte olan objelerle ve büyüklerin dünyasına ait objeleri ise, minyatürleri ile algılayıp, kurgulayarak, tanıma ve öğrenmeye çalışır. Bu arada kendi yaş gurubuna uygun (1,5-2 yaş gurubu için vurmalı,1,5-3 yaş gurubu için itilen çekilen oyuncaklar gibi) oyuncakla, doğru malzeme (kas gücü ile orantılı ağırlıkta, ahşap, plastik veya madeni) ile üretilmiş, kendi kültürüne yabancı olmayan nesne ve malzeme(günlük yaşamda çevresinde kullanılan araç-gereç v.s) somut bilgi açısından önem taşır.
Geleneksel oyuncağın önemi ise, aile bireyleri ile oynanabilir olması açısından kuşaklar arası paylaşımı, yaşıtları ile oynanabilmesi açısından ise arkadaşlık duygu ve paylaşımının yaşanılmasına olanak sağlamalarıdır.

Oyuncağın eskilere dayandığını tarih içinde gözlemlemekteyiz. Pompei, Sus, Lalaş antik kent kazı buluntuları arasında, toprak malzemeden yapılmış minyatür ev eşyaları, hayvancıklar, arabalar, askerler gibi oyuncaklar bunu kanıtlamaktadır.
Yunanistan’da kolları, bacakları hareket edebilen bebekler ve ilk oyuncak toplar, önceleri kilden yapılmış, sonraları ise saz malzeme kullanılmıştır. Yine eski Çin’de çocuklar demir bilyelerle oynarken, daha sonra Almanya, Hollanda, İngiltere ve ABD’ de akik, taş, mermer, kil ve renkli camdan bilyeler üretilmeye başlanmıştır. Ortaçağda, at başı takılmış sopalar çocukların gözde oyuncağı iken, zamanla dört tekerlek ve eğerin eklenmesi ile oyuncak atlar geliştirilmiştir.

Avrupa’da 18. yy’da fildişi, tahta ve gümüşten minyatür süs eşyalarını sergilemek için oyuncak süs evlerin, en güzel örnekleri Hollanda’da olup, oyuncak yapımında önde gelen Almanya’ nın Nürnberg kentinde de oyuncak mutfaklar için tabak, çanak, tencere, çaydanlık gibi mutfak eşyası oyuncaklar üretilmiştir. 19. yy’a kadar elle ve kalıplara dökülerek üretilen oyuncaklar, 20.yy başından itibaren makineler yardımı ile üretilerek, gündelik yaşamdan esinlenen objelerle de çeşitlilik göstererek başlıca sanayi kolları arasına girmiştir.

Ülkemizde ise, Osmanlılar döneminde İstanbul’da Eyüp semti oyuncak üretim merkezi olmuş, oyuncaklar da “Eyüp Oyuncakları” olarak isimlendirilmişlerdir. Bu isim, bir özele indirgeme ve yöresellik çağrışımı yapmakla birlikte, geleneksel oyuncakçılığımızın üretimi, satışı tüm İstanbul ve Anadolu için bu merkezden yapılmıştır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde 17.yy.’ın ilk yarısında 100 dükkân ve 105 nefer olarak “Oyuncakçı Esnafı” belirtmiştir. Diğer kaynaklarda da buradaki oyuncak üretimi için 18.yy tarihlendirmesi yapılmakla birlikte, daha 17 yy. başlarında 100 oyuncakçı dükkânı olması, üretimin tarihleme açısından daha eskiye dayandığını düşündürmektedir.

Eyüp’te üretilen oyuncaklar, çeşitlilik olarak oldukça geniş bir yelpazeyi kapsar. 20.yy başına kadar üretimi sürdürülen, çember, tahta araba, dönme dolap, toprak testi, düdük, def, dümbelek, fırıldak, top, topaç, şakşak, kaynana zırıltısı, aynalı beşik, v.b dışında, tel dolap, sandalye, beşik gibi ev eşyalarının minyatürleri de yapılmıştır. Malzeme olarak incelendiğinde ana malzeme olarak tahta ve toprak, yan malzeme olarak deri, kağıt, teneke, çivi, boncuk kullanıldığı görülmektedir. Bezeme olarak toprak boya ile ve sarı yaldızla, yine çocuklara hitap edecek, dikkat çekici renkler (kırmızı, mavi, yeşil, beyaz) kullanılmış olup, stilize, fazla karmaşık olmayan, yumuşak dalgalı şeritler, benek bezemeler, ışınsal ve basit çizgilerle yüzeylerin hareketlenmesi sağlanmıştır.

Günümüz Açısından Değerlendirme

Yaygın eğitim kurumları olarak kabul edilen müzelerin, eğitime katkısı yetişkin ve çocuklar için iki yönlü gereklilik olmakla beraber, eğitimin hedef kitlesi öncelikle çocuklar olarak düşünüldüğünden, birçok müze türü yanında, oyuncak müzelerinin kuruluş ve gelişimleri de bu anlamda önem kazanmaktadır

Oyuncak Müzeleri koleksiyonlarından dolayı çocuk ve yetişkinlerin oluşturduğu, toplumların kültür tarihini (yeme- içme, giyim-kuşam , mimari, v.b), sosyal yaşam ve aile yaşantısını , sanayi tarihini bir arada barındırması ve ilişkilendirmeye uygun olması açısından doğal olarak yaygın eğitim, öğretime zengin kaynak oluşturmaktadır.

Bu konuda ülkemizde yapılan çalışmalar kısıtlı olmakla beraber, Prof.Dr. Bekir Onur’ un çabası ile oluşturulan Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ”Oyuncak Müzesi”, ile Sanayi Müzesi’ndeki ”Haliç Oyuncakçısı” birimini örnek gösterebiliriz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi koleksiyonunda bulunan, bugün sergilenmeyen geleneksel “Eyüp Oyuncakları” ise oyun ve oyuncak kültürümüz üzerine yapılan çalışmalara kaynak oluşturması açısından önemli malzeme içermekte, ayrıca Eğitim Bilimleri, Teknik Eğitim Fakülteleri’nde pedagojik ve eğitsel olarak oyun-oyuncak, tasarım ile ilgili çalışmalar akademik düzeyde gerçekleştirilmekle birlikte, yüzyıllardır dünya kenti olan İstanbul’da bir oyuncak müzesi bulunmamaktadır.

Avrupa’ da ise hemen her kent ve hatta kasaba ölçeğinde görülebilen Oyuncak Müzeleri, ülke ve bulundukları bölgenin kültürel öğelerini taşıma ve yaşatma açısından geliştirilmiş örnekler sunmaktadır.

Sanayileşme, nüfus artışı ve kentleşme gibi toplumsal etkenler, oyun ve oyuncağın güdülenme, seçme ve etkin katılım gibi temel özelliklerini olumsuz olarak etkilemektedir. Oyun alanlarının yok olması, oyunun doğadan ve insandan uzaklaşması, serbest oyun zamanlarının sınırlanması, kurumsallaşma gibi diğer olumsuz bileşenler ile, geleneksel oyun-oyuncak kültürünü ve çocukluğun geçmişini yok etmeye yönelik istem dışı bir destek kazandırmaktadır.

Geleneksel oyuncakların günümüze kadar gelememiş olmaları, dayanıksız malzemeden yapılmış olmalarına, kendinden sonra gelen kardeşlerce de kullanılmalarına, geleneksel komşuculuk ilişkilerimizden kaynaklanan, diğer çocuklara verilmesi ve en büyük neden olarak da, üretimin teknolojiye yenik düşmesine bağlanılabilir. Ayrıca kültür varlıklarımızın çokluğu, antik dönemden günümüze, ülkemizde yaşamış uygarlıklara ait kalıntılara aşinalığımız ve bir çok bölgemizin bu açılardan açık hava müzesi şeklinde oluşu, bizleri değer bilmez bir şımarıklığa itmiştir de denilebilir.

Çocukların günümüzdeki oyuncakları, teknolojinin gelişmesi ile çoğunlukla kontrolden çıkmış, hızlı tüketime yönelik dijital oyun ve oyuncakları, gelişim, eğitim - öğretim ve psikolojik yönlerden ciddi kaygıları da gündeme getirmektedir. Bugün bilimsel platformlarda, değişik açılardan üzerinde çalışılmaya, çözümler aranmaya, doğruların bulunmasına yönelik ciddi sorunlar saptanmaya ve çözülmeye çalışılmaktadır

Etiketler: , , , , , , , , , , 2008 2009 görsel sanatlar

Eyl
27

bitki bakımı hakkında

Kategori Hobilerimiz | Yorum Yaz

   
BitKi Bakımı

Bahçenin gelişebilmesi, yaşamını sürdürebilmesi,istenilen görüntünün yakalanabilmesi ancak düzenli bakımla mümkündür.
Mekanlarda bulunan bitkilerin türlerine göre değişen bakım şekilleri vardır. Ana hatları ile bakımı özetlersek:
Düzenli ve yeterli mevsime göre gübre ve besin takviyesi
Gerekli görülen durumlarda ilaçlama yapılması
Düzenli olarak toprağın pH, tuz ve mineral kontrolü yapılması ve dengelenmesi
Ağaç ve çalıların bakım ya da form amacıyla budanması,
Sıklaşma görülen alanlarda gerekli seyreltmelerin yapılması
Rüzgar, toprak kayması vs. dış etkenlerle zarar görmüş bitkilerin eski konumlarına getirilmesi
Bozulma görülen bitkilerin değiştirilmesi
Çimlerin düzenli aralıklarla biçilmesi
Çimlerde bulunan yabancı otların alanı boğmasının önlenmesi,sürekli yabancı ot kontrolü
Çimlerin gübrelenmesi, ilaçlanması, aeratör ile havalandırılması, silindirlenmesi
Çıkan çöp vs. artıkların uzaklaştırılması
Unutulmamalıdır ki yaşayan bir bahçe sürekli ve düzenli bakımla mümkündür.

AYLARA GÖRE BAKIM
Bahçe ve çiçek bakımı; hergün, belirli zaman ve mevsimlerde ve gerektikçe olarak sınıflandırılabilir. Söz konusu bakım tedbirleri mevsim dönemleri içerisinde aylara bölerek anlatmadan önce, yurdumuzda mevsimlerin bölgeler itibarı ile farklı zamanlarda başladığını ve farklı seyrettiğinin unutulmaması gerekir. Bu nedenle bulunduğunuz yerin iklim özelliklerini mutlaka gözönünde bulundurunuz.

OCAK
Kötü havalar boyunca, saksılardaki ve tahta sandıklardaki bitkiler sulanmaz; ama soğukların daha ılımlı olduğu Ege ve Akdeniz yörelerinde sıcaklık 10 derece, havada kuru olduğu zaman az miktarda sulama yapılabilir.
Gül ağaççıklarının düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi, güllerde erken bir tomurcuklanma görülürse hemen budamaya başvurulması gerekir. Tırmanıcı bitkilerin dolandıkları kafes biçiminde yapıları onarma işlemine bu bitkilerin tomurcukları çıkmadan başlanmalıdır; bahçedeki bu tür yapıların üstünde biriken kar temizlenir ve hem tırmanıcı bitkilerin, hem taşıyıcı çatıların durumu gözden geçirilir. Genellikle toprak yüzeyinde rüzgar, az sulama ve soğuk nedeniyle çok tehlikeli bir kabuk oluşur; sık sık kırılıp yok edilmezse, bitki köküne zarar vermesinin yanı sıra, çürümeye, hayvansal ve bitkisel asalakların yayılmalarına yol açar.

ŞUBAT
Çiçek vermeyi kesen ağaççıklar ve yeniden çiçek veren gül fidanları budanır. Ayın sonuna doğru lüksürlerin ilk budamaları yapılır. Yeniden düzenlenecek alanlar bellenir. Camlı bölmelerde yıllık otsu bitkiler ekilir; floks, mavi sukeneviri, petunya, hintgülü, menekşe, zinya, aslanağzı,vb. Özel bir ekme bölümü yoksa bu işlem Mart-Nisan aylarında yapılmalıdır.
Çim alanlarda kış gübrelemesi önceki aylarda yapılmadıysa bu ay yapılmalıdır.

Şubat ayı, balkonu düzenlemeye başlamak, konuma elverişli bitkileri seçmek için en uygun aydır. Evde camlı bölmelerde yada üstü kapalı sandıklarda bitki yetiştiriliyorsa, tehlikeli olabilecek oranda nem birikmesini önlemek ve bitkilerin solumalarını sağlamak için cam ve kapakları sık sık açılmalıdır: Bu işlem gündüzleri yapılmalı ve cam ile kapakların açılmaları, bir saatten çok sürmemelidir. Güller Ocak ayında budanmamışsa budama bu ay yapılmalıdır.

MART
Kış aylarında bitkileri korumak için toprağa serilen saman, turba, bitki yaprağı, vb.'den oluşan örtüler son kez yenilenmelidir.Sonbaharda yada kış boyunca tohum olarak ekilen bitkilerin yerlerine dikilmesine de Mart ayında başlanır. Tırmanıcı bitkilerin sarıldıkları yerlerdeki bağlar, bağlantı yerleri elden geçirilir. Ayın sonuna doğru sardunyaların ve öbür çok yıllık bitkilerin saksıları bol gübreli yeni çürük toprağı kullanılarak değiştirilir. Bitkiler don olayından zarar görmüşlerse yenilenirler. Morsalkım bitkisi budanır. Mart ayında fazla nemini kaybetmeye başlayan toprağın tava gelmesi ile üzerinde her türlü derin işleme veya çapa işlemi yapılabilir. Bitkilerin yıllık gübre ihtiyacının ilk yarısı bu dönemden itibaren Nisan sonuna kadar verilmelidir. Kullanılacak organik gübrenin yanında metrekareye 30 gr. gelecek şekilde yapay kompoze gübrenin toprağa saçılıp hafif bir çapa ile toprakla karışmasını sağlamak ve sulamak, verilecek organik gübrenin besince takviye edilmesi açısından faydalı olacaktır

NİSAN
En son gül fideleri yerlerine dikilir. Çiçek açan yada güzel yapraklı ağaççıkların dikimine başlanır. Bir havuza yada akvaryuma su altında yaşayan bitkilerin (nilüfer,su sümbülü) yerleştirilmelerine geçilir.
Yaz aylarında çiçek açan yıllık bitkiler (Petunya, mine, ninya, karanfil, camgüzeli, godetya,, vb.) tahta sandıklara ekilir.

Çok yıllık otsu bitkiler ( gündüzsefası, aslanağzı, anbrietia, dimorphoteca, ayçiçeği,vb.) dikilir. Glayörün, soğanlı begonyanın, yıldızçiçeğinin, soğanları toprağa gömülür.

Çiçeklenmeleri yeni bitmiş tırmanıcı bitkilerin ve ağaççıkların budanmasına başlanır. Asalaklara karşı ve çiçekleri korumaya yönelik ilaçlama uygulanır. (Özellikle güllerde bu ay; küllenme mantar hastalığı başgösterebilir; tomurcukları ve yeni yaprakları saran bu mantar, boru biçimine getirerek yaprakların solmalarına yol açar.

Tohum ekilen yetiştirme sandıklarının yada nazik bitki türlerinin bulunduğu saksıların üstleri, gölgelenmelerini sağlayacak bir üst örtü ile kaplanır. Gölgeleme örtüsü saydam muşambadan yapılır

Bu aydan başla¤¤¤¤¤ sıcaklık ve kuraklığa duyarlı türlerde, saksı toprağının üstleri bir tabaka turbayla kaplanır ve bu bitkilerin sulanması azaltılır.

MAYIS İlk baharda ekilen soğanların (sümbül, lale, nergis, safran) yıllık otsu bitkilerin ve çiçek veren çok yıllık bitkilerin (çuhaçiçeği, papatya, menekşe, unutmabeni, cerastium) çiçek vermesi biter. Ağaçsıların ( horçiçeği, kiraz, rodedondron, açelya vb.) çiçek vermeleri de sona ererve yeşillikle kaplanırlar ; güller çiçek açmaya başlar. Balkona sardunya,ağaçminesi gibi bitkilerin yanına çiçek veren yada yapraklı ağaçsılar ve tırmanıcı bitkilerde yerleştirilebilir. Balkon çok güneş alıyorsa perde, hasır yada naylon örtülerin uygun biçimde yerleştirilmesiyle ışığı kıran bir düzen kurulmalıdır. Bitkinin yapısal özelliklerine, iklime, kullanılan saksı ve toprak cinsine uygun bir sulama rejimi saptanmalıdır. Bitkilerin aşırı güneşli saatlerde sulanmamaları, sulama suyunun soğuk olmaması çok önemlidir.
Yeşeren soğanların bulunduğu yetiştirme sandıklarına yeni çiçeklerin ekilmesinde iki yola başvurulur: Soğanlar yetiştirme sandıklarında bırakılarak, ayrıca yeni tohumlar ekilir; soğanlar sandıktan alınıp bir kenarda bekletilir ve sandıklara yeni çiçekler ekilir.

HAZİRAN
Tırmanıcı bitkilerin dalları, tırmandıkları yapıya rafya ipiyle bağlanır. İlkbahar sonunda çiçek açan türlerin tohumları toplanmaya başlanır. (Tohumlar güneşli günlerde güneş altında toplanmalı ve kurumaları için gölgelik bir yerde gazete kağıdı üzerine serilmelidir.)
Bitki çiçeklerinden elden geldiğince yararlanılmak isteniyorsa, çiçeklerin taçları solmaya başladığında saplarının ortasından kesilir, biçme denilen bu işlem hem otsu bitkilere, hemde ağaçsılara, hemde yarıağaçsılara uygulanır ve başka goncalar oluşturacak çok sayıda yeni tomurcuğun açmasını sağlar; ayrıca kokulu bitkilerde, tam çiçeklenme dönemine girmelerini geciktirmek için taç goncaları oluşturması açısından çok önemlidir.

TEMMUZ
Bitkilere verilen su artırılmalı ve asalakların oluşmamasına özen gösterilmelidir. Asalak görüldüğünde hemen asalakları yok eden bir ilaçla gerekli koruma önlemleri alınmalıdır; ilaçlamada en önemli nokta, hangi ilacın hangi asalak için etkili olduğunun bilinmesidir. Yaprakların alt yüzlerinde pas renginde toz halinde bir örümcek ağı görülmesi, kırmızı örümcek bulunduğunu gösterir. Temmuz ayında yapılması gereken önemli bir işlemde ayıklama işlemidir; (Kuru ve sararmış yaprakların, küçük ve zayıf dalların, solmaya yüz tutan taçların makasla kesilerek temizlenmesi). Güllerde , aşılı ağaççık ve süs çalılarında dipten çıkan ybani sürgünlerin kesilmesi gereklidir. Ayrıca geçen çiçeklerin temizlenmesine devam edilir. Bu iş güllerde geçen çiçekten sonraki ilk sağlıklı yaprağın üzerinden kesmek suretiyle yapılır.
Yıldız çiçeklerindeki ikinci goncalr kesilip, yalnızca ilk açan ana goncalar bırakılır. (Böylece taçlar daha büyük olacaklardır.)

Temmuz ayı ; ayrıca ağaççıkların daldırma dalı yada dallandırma çubuğu yöntemi ile çoğaltılmalarına en uygun aydır. Leyalak ve güllerde gözaşısı ile üretim zamanıdır.

Yaz boyunca çiçek açan ağaççık ve çalı fomlu bitkilere, yazlık çiçeklere, özellikle güllere besin takviyesi yapılmalıdır. Çiçeklenme dönemi sonunda gübreleme işlemine son verilmelidir.

AĞUSTOS
Ağustos ayında yazlık çiçekler, balkon, teras ve saksılarda bulunan çiçekler dışında gübreleme işlemi son ermiştir. Ön hazırlığı yapılmış ağaç nakilleri bu ayın ikinci yarısından itibaren gerçekleştirilebilir.
Çimler hergün sulanıp haftada birkez kesilir: ay boyunca iki kez "sarı lekelerin" oluşmalarına karşı özel maddeler kullanılarak mikroptan arındırılır.

Nilüfer vb. bitkilerin bulundukları havuzlar eski yaprakların ve solan çiçeklerin çürüyüp suyu zehirlemelerini önlemek için düzenli bir biçimde temizlenir.

Yeşil ağaççık ve çalı formlu bitkilerin ikinci budaması bu ayın yarısından itibaren başlanarak yapılır. Çit bitkilerininde budaması yapılmalıdır. Bu bitkilerin her tarafının ışıktan yararlanabilmesi için yukarıdan aşağıya doğru genişleyen bir budama yapılmalıdır.

Ağustos sonu ile Eylül sonu arası durgun gözaşısı zamanıdır.

Bu ay içerisinde Eylülde çim ekilecek alanların toprak hazırlığı yapılır. Sulama, biçim, yabani ot ayıklama,ilaçlama vb. işlemlere devam edilir.

Asalaklar bulunup bulunmadığını, toprak yüzeyinin kireç bağlayıp (kefekilenme) bağlamadığı sürekli izlenmelidir. Soğanlı bitkilerin, otsu bitkilerin ve ağaçların dipleri özenle temizlenmeli, diş aralıkları dar küçük bir el tırmığı kullanarak çürük toprağı kaplayan kireç tabakası sık sık alınmalıdır.

Ayın 10-15 ine doğru yeni güllerin " dinlenmeye alınması" na, yani yaz budamasının yapılıp, aynı zamanda sulamanın bir süre için kesilmesine başlanır. Böylece, gül fidanlarının normal gelişmeleri durdurulur ve dinlenme boyunca bitkiler, sonraki çiçek verme dönemi için besin ve güç biriktirirler. Sonra, bitkinin hem yaprakları, hem toprağı bolca sulanır, geceleri çiy olan bölgelerde, bitkiler gün battıktan sonra sulanmamalıdır.

EYLÜL
Ağustos ayında tatile çıkılmış ve bitkiler susuzluktan etkilenmişlerse, budanmalıdırlar. Budamadan sonra, bahçe sopasıyla toprağın sert ve tıkız tabakası kaldırılarak bitki iyice beslenip, bolca sulanmalı, sonrada organik yada mineral gübreyle gübrelenmelidir.
Bitkinin yeni bir çiçek verme dönemine girmesi istendiğinde, bolca budanmalı, yaprakları her 5 günde bir üçkez ıslatılmalı, yapraklar ıslatılırken suyun içerisine hormon uyarıcı bir madde koyulmalı, haftada iki kez kökten yapılan sulamada flor bazlı bir madde kullanılmalı, arkadan hemen demir sülfat ve su karışımından oluşan sulama suyuyla, haftada 2 kez bir başka sulama yapılmalıdır.(Bu iki değişik sulama bitkinin normal sulamasına ek olarak gerçekleştirilmelidir.) Çok önemli işlemlerden biride saksıların temizlenmesidir; bitki çıkartılıp, toprak boşaltılır içine yeni toprak konulmadan önce saksı iyice yıkanır ve mikroptan arındırılır.

Sonbahar yağmurları ile toprak işleme tavına gelir, ekim dikim yapılmasa bile toprağın kışı işlenmiş olarak geçirmesi yararlı olur.

Sonbahar hatta ilkbaharda dikilecek fidanların yerlerinin hazırlanması faydalı olur.

Sonbahar dikimlerinin erken yapılmasında fayda vardır. Kış öncesinde dikilen fidanlar köklerini çalıştıracak zaman bulabilirseler kış şartlarına daha mukavim olacaklardır. Bu arada topraksız fidanların Kasım ayında dikilmesi gerektiğini unutmayınız. Özellikle boylu ve dallı fidanların dikim sonrasında rüzgardan etkilenmelerini önlemek için fidan gövdesine zarar vermeden gergi yapmak gereklidir. KIşlık çiçek fidelerini ve baharda açan soğanlı çiçekler dikilebilir. Büyük ağaç nakilleri gerçekleştirilebilir.

Baharda dikilen soğanlı çiçeklerin soğanları bu ayda, özellikle kuru havalarda sökülür. Kuru ve havadar yerlerde saklanır.

EKİM
Bahçenin durumuna göre yapmak istediğiniz işlere göre krizma (derin işleme), belleme, çapa veya fidan çukuru açılması gibi her türlü toprak işlemesi için Ekim ayı ideal aydır. Toprak işlenmeden önce orgnik gübre verilmesi ideal olur.
Kökleri kap içerisinde topraklı her türlü fidan dikimi yapılabilir. Yine kışlık çiçek fidelerinin, baharda açan lale, sümbül, nergis gibi soğanlı çiçeklerin dikimine devam edilir. Adonis, gündüzsefsı, kahkahaçiçeği, kazayağı, kuşotu, floks ekilebilir.

Sardunyalardan çelik alınarak üretimleri yapılabilir, baharda dikilmiş soğan ve yumrulu bitkiler ilk donlardan önce sökülmelidir; (begonya, yıldız, kına, glayör vb.)

Çok yıllık otsu bitkilerin ve ğaççıkların saksılarındaki toğrğın yüzey bölümü yenilenip, yerine yeni, gübreli toprak konur. Küme halinde yada tırmanıcı özellikte yeni ağaççıklr dikilir.

En narin bitkilerin toprak yüzeyleri turba yada ambalajlarda yararlanılan saman kullanılarak kaplanmaya başlanır; daha az dayanıklı bitkiler balkonun en havadar ve güneş alan bölümünde toplanır.

KASIM
Hava ve toprak koşulları uygun olduğu sürece her türlü toprak işleri yapılır. Kış öncesinde yabansı otların ayıklanması ve bitki diplerinin kabartılması uygun olur, ayrıca kök diplerin torf, yaprak çürüntüsü kompost, v organik gübre ile örtülmesi kış şartlarına hazırlık açısından yararlı olur.
Gerek kökleri kap içerisinde topraklı, gereks çıplak köklü fidanların dikimi için bu ay idealdir. Dikimler toprak kar ve don yüzünden işlenmez hale gelincey kadar sürdürülebilir.

Bu ay dikim ayı olduğu kadar budama ayıdır da. Sonbahar budaması özellikle çiçeklerini baharda meydana getirdikleri sürgünler üzerinde veren ağaççık ve süs çalıları için önemlidir.

Güllerde budama, dal ve sürgünlerin yarı yerinden kesilmesiyle yapılırken diğer bitkilerde budama şekli, bitkinin cins ve ihtiyacına göre ayarlanmalıdır. Bu dönemde budanan dal ve sürgünlerin uçları kışın donabilir. O zaman bu ölü uçların baharda yeniden kesilmesi gerekir
 Sardunyalar, yaz dönemindeki muhteşem görünümlerini ufak bir bakım ve özenle kış boyunca da koruyabilir. İlk soğuklar kendini göstermeden önce bitkilerinizi kaldırarak, serin ve oldukça kuru bir sera ya da kış bahçesinde muhafaza edin. İlkbahar geldiğinde bitkiler; su, sıcaklık ve ışık ile birlikte canlanacaktır.
     
     Sağlıklı yeni bitkiler için budama işlemini Temmuz ya da Ağustos ayında yapın, sağlıklı kısımlardaki sürgünleri ölçerek 10 ila 15 cm uzunluğunda, sadece bir boğum alttan kesin. Alt kısımlardaki yapraklan temizleyin ve bu şekilde beş ya da altı kesilmiş parçayı kumlu gübre karışımı ile dolu 12 cm'lik bir kaba koyun.
     
     Kök gelişiminin hızlanması için gölge bir limonluğa yerleştirin ve kış boyunca burada tutun ya da don tehlikesi olmayan seraya alın. İlkbaharda su ve gübre vererek Haziran ayında bitkiyi büyümeye hazır hale getirin. Eğer bitkilerinizi yetiştirebileceğiniz geniş bir alanınız yoksa yıllık sardunyaları her yıl satın almanız daha doğru olacaktır.

Etiketler: , , , , , , , , , , 2008 2009 görsel sanatlar

Eyl
27

Plantarium Bitki Evi

Kategori Hobilerimiz | Yorum Yaz

74891300lw2 Plantarium Bitki Evi

Plantarium, 2003 yılında NASA'nın gerçekleştirdiği "temel biyoloji" deneyleri bünyesinde oluşturulan botanik inceleme ve gözlem kitidir. İçerisinde bulunan özel formüllü jel sayesinde, kendi bitki tohumlarınızın (karanfil,domates,ayçiçeği vb.) filizlenmesini seyredebilir, onları "su vermeden" yetiştirebilirsiniz. Bir bitkinin, hem de doğal yaşantımızda sürekli iç içe olduğumuz bir bitkinin, bütün varoluş mucizesine kökünden yapraklarına, hatta meyvesine kadar 3 boyutlu olarak tanık olun. Uzay teknolojisi kullanılarak, NASA Mühendisleri tarafından tasarlanmış ve bir bitkinin bütün ihtiyaçlarını karşılamak üzere üretilmiş, toksik hiçbir madde içermeyen bitkisel jel, ürünle birlikte gelen tamamen doğal tohumlarınızı yetiştirmenize, yetiştirirken de şeffaf yapısı sayesinde köklerini de gözlemlemenize olanak sağlar. Üstelik onu sulamanıza veya özel bir bakım yapmanıza gerek kalmadan.

Etiketler: , , , , , , , , , , 2008 2009 görsel sanatlar

Eyl
27

fimo hamuru

Kategori Hobilerimiz | 1 Yorum

yydy4 fimo hamuru

FİMO NEDİR?

Fimo oldukça yumuşak, ev fırınında sertleşmesini sağlayan plastik maddeler içeren, kolaylıkla şekillendirilebilen ve oyun hamuruna benzeyen bir modelleme malzemesidir. Sıra dışı bir ürün olan, kullanım alanlarının sınırsızlığıyla ve kullanım kolaylığı ile dikkat çeken polimer-kil yeryüzünde bulunan doğal killere benzemez. Fimo'yu geleneksel killerden ayıran en önemli özellikleri, renklerinin birbirleriyle kolayca karışabilmesi, renk yoğunluğunun istenildiği gibi azaltılabilmesi veya çoğaltılabilmesi, kalıp alma, yontma, oyma, boyama, parlatma ve baskı işlemlerinin yapılabilmesi ve zımparalanabilmesidir. Toprak kile oranla daha dayanıklı olan fimo polimer-kil tamamen kimya laboratuarlarında geliştirilmiştir. İçeriğinde; Polyvinly Chloride (PVC), renk pigmentleri ve plastik maddeler bulundurur. Su içermediğinden kuruma, çatlama gibi sorunlarla da karşılaşmanızı önler. Ev fırınında 130 derecede 30 Dk. pişirildiğinde içeriğindeki ısıya duyarlı plastik madde sıcakla temas ettiği anda sertleşmeye başlar. Metal, ahşap, cam, taş ve ısıya dayanıklı plastik yüzeyler kaplanabilir. Seramik gibi şekillendirilebildiği için takı ve biblo yapımında da rahatlıkla kullanılabilir. Doğru olarak fırınlandığı zaman hamurlarınızın renginde solma, koyulaşma ve şekil bozukluğu oluşmaz. Bir fimo paketi 56 gr. ağırlığında ve 55 x 55 x 15 mm ebadındadır. 4 dosya kağıdı kadar yüzey rahatlıkla kaplanabilir. Fimo Soft ve Classic olmak üzere iki çeşittir. Fimo Soft daha yumuşak ve kolay yoğrulur. Opak, transparan, florasan, simli, metalik, mermer efektli olmak üzere 48 renkten oluşmaktadır. Fimo Classic ise daha sert ve yumuşatma işlemi daha zordur. Yumuşak olmamasının nedeni detaylı çalışmalar ve oyma işlemi gibi işçilik gerektiren çalışmalarda zorluk çekilmemesi içindir. Bir transparan ve 23 opak renkten oluşur.

Etiketler: , , , , , , , , , , 2008 2009 görsel sanatlar

Eyl
27

YUMURTA KABUĞUNDA ÇİÇEK YETİŞTİRELİM

Kategori Hobilerimiz | 6 Yorum

38254526us3 YUMURTA KABUĞUNDA ÇİÇEK YETİŞTİRELİM
42558985uw5 YUMURTA KABUĞUNDA ÇİÇEK YETİŞTİRELİM
24577503yl3 YUMURTA KABUĞUNDA ÇİÇEK YETİŞTİRELİM

Etiketler: , , , , , , , , , , 2008 2009 görsel sanatlar